İçinde bulunduğunuz coğrafya ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamınızı etkilemekle kalmaz, ana gündeminizi de etkiler, belirler. Aynı şekilde, küreselleşmenin doğal sonucu olan gelişmeler de, gündemimizi etkiler, belirler. Yetmiş iki milyonluk Türkiye’nin iç dinamikleri de, toplumsal ve bireysel gündemimizi de etkiler, belirler.
“Kelebek etkisi” denilen kuram, günümüz dünyasının vazgeçilmez bir gerçeğidir. Kelebek etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen addır. Adı, Edward N. Lorenz'in hava durumuyla ile ilgili verdiği şu örnekten gelmektedir:
“Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir”.
Bu kurama göre bir genelleme yaparsak; dünyanın bir coğrafyasında havalanan bir kelebeğin kanat çırpışlarının yaratmış olduğu rüzgar, dünyanın başka bir coğrafyasında fırtınaya dönüşebilir. Diğer coğrafyaları az yada çok, ama bir şekilde etkiler.
Keza bu görüş, bireysel yaşamımız için de geçerli bir kuramdır.
Toplumsal yaşamımızın iç dinamikleri için de geçerli bir kuramdır.
***
Özellikle son bir yıldır ülkemizin iç ve dış dinamiklerine göre şekillenen ve çoğu zaman izlemekte zorlandığımız çok değişken ve her bir başlığın ayrı bir tartışma konusu olduğu bir süreç yaşamaktayız. Süreci izlemeye çalışırken bazen kafamızın karışabildiği, takip etmekte zorlanabildiğimiz, sürekli değişen ülke gündemine hep birlikte bir göz atalım:
PKK terörü…
Küresel mali kriz ve ülkemiz üzerine etkileri…
Demokratik açılım…
PKK’nın silahsızlaştırılması…
Ermeni açılımı…
Ergenekon Terör Örgütü İddianamesi…
Tutuklamalar…
Savcılar…
Soruşturmalar…
Balyoz, Sarıkız… Operasyonları…
Generallerin- Amirallerin ve savcıların tutuklanmaları…
Islak imza-Kuru imza…
Anayasa değişikliği… Anayasa reformu…
Referandum…
Tekel eylemi…
HSYK, YÖK…
Özelleştirme…
Emekli aylıkları ve ücretler…
Kozmik oda…
TSK açıklamaları …
TSK’ya karşı yürütüldüğü iddia olunan “Asimetrik Psikolojik Savaş”…
Tarikatlar, Cemaatler…
Eksen kayması iddiaları…
Sağlık reformu… Yargı reformu… Erken seçim… Vs. vs. vs...
***
Keza Zonguldak Gündemi de, (yaratılan suni gündemler hariç) aynı şekilde üst başlık ve alt başlıkların yer aldığı bir çok gündem maddeleriyle yoğrulmakta, çalkalanmakta ve gerilmektedir. Bu gerilme bir şekilde giderilmelidir, ama nasıl?
Tüm bu gündem maddeleri ve saydıklarımız/sayamadıklarımız vardır. Asla yok diyemeyiz. Konuşulmalı, tartışılmalı ve herkes ve her kesim görüş ve önerilerini açılamalıdır ki, çözüm yolunda bir ivme kazanılsın. Katkıda bulunulsun. Bu durum, toplum sağlığı açısından olduğu kadar, bireysel açıdan da önemli ve yararlıdır. Buna şüphe yok.
Ancaaak, bireyin ve toplumun gerçek gündemi, yukarıdaki gündemlerden çoook farklıdır. Göz ardı edilemeyecek, görmezden gelinemeyecek, ötelenemeyecek bir yapıya dönüşmüştür. Vahim olan da, budur.
Nedir o gerçek gündem?
İşsizliktir… Aşsızlıktır.. Geçim derdidir… Yoksulluktur… Çöken ahlaki değerlerdir… Gelir dağılımındaki adaletsizliktir… Güvensizliktir… Ayrımcılık-kayırmacılıktır… Belirsizliktir….
Tartışılan gündem ve gerçek gündem, bireysel ve toplumsal psikolojimizi bozduğu kadar, bedensel sağlığımız üzerine de kalıcı etkiler bırakacak baskılar da yapmaktadır.
Bu sürecin sonucu hakkında bir fikri olan var mı?
Eğer var ise, fikir ile zikir ne kadar uyumlu olur?
5 Mart 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder