31 Ekim 2012 Çarşamba


DEVLET SANATI’NIN DOKUDUĞU KUMAŞ

Merkez İlçe Beldelerinden Kozlu ve Kilimli’nin İlçe olması gündemde. Zonguldak’a getireceği artıları tartışırken, eski TBMM Başkanı ve Zonguldak Mv. Köksal TOPTAN, Kurban Bayramı konuşmasında Bartın ve Zonguldak halkına çağrı yaparak “Anlaşma ve Dostlukla” bir arada olmayı, birleşmeyi, Büyük Şehir olma düşüncesini önerdi.  
Bu düşünce tabii ki yeni değil. Çok uzun yıllardır tartışılıyor. Ama şu anda ortam ve şartlar çok uygun. Çünkü bazı iller Büyük Şehir yapılacak. Yıllardır, birçok Makalemde de değindiğim gibi benim “Eski Zonguldak” dediğim, Zonguldak-Bartın-Karabük kısa vadeli siyasal çıkarlar neticesinde üç ayrı şehre bölündü! Yıllardır, bu bölünmenin neden ve sonuçlarını, kayıplarımızı yazılarımıza yansıtarak da tartışmıştık…
***
1980’li yıllardaki yerel yönetimlerde yapılan değişiklikle birçok il “Büyük Şehir” yapılmıştı. Ocak 2012’den beri İçişleri Bakanlığındaki komisyonlarda, nüfus oranlarına göre bazı illerin Büyük şehir, bazı Beldelerin İlçe olma çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor. Devlet katında bu gelişmeler yaşanırken; Kozlu ve Kilimli’nin henüz İlçe olması gündemde değilken “Dostlar Meclisinde” neden “Eski Zonguldak Ruhu” oluşturulmuyor, neden Zonguldak Büyük Şehir statüsüne alınmıyor (?) türünden kendi aramızda tartışmalar yapıyorduk. Hatta bir düşünceye göre, eğer Eski Zonguldak Büyük Şehir olursa, Merkez eskisi gibi Zonguldak olmaz, “siyasi nüfusu nedeniyle” olsa olsa Karabük Merkez olur fikri benimsenmişti. Diğer bir düşüncenin soru çengeli zihinlerimize takılıp kaldı: “Neden bölündük ki şimdi birleşmek istiyoruz? Asıl tartışılması, sonuçlar çıkarılması gereken konu da bu olmalıdır.
Evet, dostlar, geçmişte ne yaşandıysa yaşandı. Bunu bir kenara not edip, ileriki süreçlerde tartışmaya kaldığımız yerden devam ederiz. Eğer gelinen noktada “Geleceği Yaratmak İstiyorsak” Bartın ve Zonguldak aynı çanakta-havzada olması ve aynı ortak coğrafi-ekonomik-kültürel ve sosyal hayatı paylaşması nedeniyle “Büyük Şehir” olma tercihine hepimiz katkı ve destek vermeliyiz. Bu konuda bir bilinç oluşturmak, desteklemek için siyasi kaygı ve çıkarları, bireysel düşünce ve tartışmaları bir kenara bırakmak gerek. Çünkü bu tartışmaları “Zaman-Zemin ilişkisi” olanaksızlaştırıyor. Ötekileştirmeden, Bartın ve Zonguldak halkına büyük sorumluluk ve görevler düşüyor. Büyük düşünmek gerekiyor...
Ortak Akılla hep birlikte düşünelim:
Şu anki Zonguldak ve Bartın daha fazla büyür, gelişir, yatırım alabilir mi? Filyos Vadi Projesi ve Bartın Çayı Projesi gerçekleşebilir mi? Bu iki projeyle bağlantılı olarak sanayi daha fazla gelişir-çeşitlenir, turizm, kültür ve sanatsal faaliyetler ile sosyal donatı alanları artar mı, artmaz mı? Bu sorunun cevabı, bu koşullarda Zonguldak ve Bartın için olumsuzdur dostlar! Zonguldak ve Bartın ayrı-ayrı parçalı yapıda bundan daha fazla büyümez, gelişemez. Bu gerçeği görmek ve kendimizi kandırmamamız gerekir. Kendimizle ve hayallerimizle-ortak gelecekle barışık olmak durumundayız. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” deyişinden hareket eder, yani Zonguldak ve Bartın Büyük Şehir olursa; bir olur, birlik olur, güçlü oluruz. Bir (sinerji) görevdeşlik yaratılmış olur. Bölünme sonrası, Bartın ve Zonguldak halkının geliri, yaşam standartları ve kalitesi mi yükseldi? Gerçekler ortada… Açık ve net.
***
Eski Zonguldak’ın bir şehir planı vardı. O plan kayıp ve halen bulunamıyor! Coğrafyanın alabildiğince zor ve maliyetli yapısı nedeniyle plansız-programsız, çarpık yapılaşma ve günün siyasi ortamına göre gelişi güzel bir kentsizleşme süreci, bizleri bu coğrafyaya ve kente hapsetti. Coğrafya ve çarpık yapılaşma bizleri kentli mi yaptı? Tersine, kent diye mimari estetikten, altyapıdan yoksun; sanayi, sanat ve kültür ile sosyal yaşamın gereksinimlerini karşılamayan, coğrafyanın engebeli dayatmasıyla da “Kent adı altında Açık Cezaevleri-Hapishaneler” inşa ettik! Bu hapishanelerin “Gönüllü Mahkûmları“ olduk!
            Bir olmayınca, birlik olmayınca ne Filyos ve Bartın çaylarında düşünülen büyük endüstriyel projeler hayata geçer, ne de Filyos Endüstriyel Limanı yapılır! Ne Zonguldak, ne de Bartın bundan daha fazla tek başına gelişir, büyür, sanayileşir! Kendimizi kandırmayalım!

Bartın ve Zonguldak olarak, ortak geleceğe zihinsel bir yolculuk yapalım:

Kaybet-Kaybet yerine, Kazan-Kazan ilkesinden hareket ederek, Bartın ve Zonguldak’ı Büyük Şehir yapsak. Bartın-Zonguldak çanağının yerleşime ve kentleşmeye en uygun Bakacakkadı-Perşembe-Filyos bölgesinin bakir alanına Büyük Şehir Merkezini kursak. “Hükümetler değişse dahi” Büyük Şehir Plan-Planı’ndan sapmadan, zemini sağlam olan yamaç ve tepelere konutları yapsak. Derinleştirilmiş-debisi setlerle düşürülmüş Filyos ve Bartın çaylarına denizden gelen gemilerin iç bölgelere kadar yükleme-boşaltma yapacağı, liman hizmetlerinin verileceği orta ve büyük ölçekli sanayi alanları ve sosyal alanlar yapsak. Düzlük alanlara Hastane, Okul, vs. gibi kamu binaları ile Stadyum, Kapalı Spor Salonları, Kent Meydanları, Pazaryerleri, Alışveriş Merkezleri, Tiyatro, Sinema, Sanat sokakları, parklar, oturma ve koşu alanları, eğlence yerleri yapsak; iyimi olur, kötü mü olur?
 Şu anda, Demiryolu ağımız var mı? VAR. Karayolumuz var mı? VAR. Hava Alanımız var mı? VAR. Deniz ve Limanlarımız var mı? VAR. Eeee… Ne duruyoruz? Bunları geliştirelim, yarının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenleyelim öyleyse. Ama mevcut durumda bunu yapmak çok zor! Sanayi-endüstri-tarım-turizm-spor-sanat ve kültür alanlarında atılım yapmak için ekonomik kaynak şart. Bunun da çözümü “Büyük Şehir” olmak. Yoksa olduğumuz yerde saymaya devam ederiz. Şimdi “Büyük Şehir” olmak için iklim gayet uygun. Peki öyleyse kimi, neyi, neden, niçin bekliyoruz? 10–20–40 yıl sonraki kuşaklara neyi miras bırakacağız? Bartın ve Zonguldak birleşip “Büyük Şehir” olmayınca, devlet için olduğu kadar, şehir ve kişiler için de işlerin yolunda gitmesine olanak yoktur. Eldeki “Devlet Sanatı’nın dokuduğu kumaştan” Bartın ve Zonguldak’a elbise yok! Ama “Büyük Şehir” olursak var. Aksini ispat eden beri gelsin.

ALİ YILDIZ