12 Mart 2016 Cumartesi

AYDIN DÜŞÜNCE: Zonguldak Yeni Adım Gazetesi’nin 12.04.2009 Tarihli Manşeti: FİLYOS TBMM GÜNDEMİNDE

AYDIN DÜŞÜNCE: Zonguldak Yeni Adım Gazetesi’nin 12.04.2009 Tarihli Manşeti: FİLYOS TBMM GÜNDEMİNDE

8 Şubat 2013 Cuma


YAŞAYAN ÖLÜLER

Geri dönüşü yok bu yolun,
Zaman, hep ileri akar.
Hiç birimiz mükemmel değiliz,
Vicdanlar, muhasebe tutar...

Ne yaşadıysak yaşadık,
Mazi, bizi sorgular...
Kimi zaman güldük, kimi zaman ağladık;
"Yüzleşmenin" dayanılmaz hafifliği var.

İlmik-ilmik örülüyor ağlar,
Körleşmiş, en insani duygular!
Bulutlar, güneşi saklar;
Gün ışığı, karanlığı yalanlar...

Gök kubbe şahidimdir,
Yeryüzünde "Zalimin Zulmü" var.
Gaflet uykusunda "Uyuyor Korkaklar"
Oysaki tarih "Kahramanları" yazar...

Söz bitti, gözlere perde indi;
“Yaşamın Olağan Akışı" değişti!
"Şeytan" yarını bayram ilan etti,
Kazanız mübarek ola "Kurbanlar" seçildi!

Yaz biter, güz gelir;
Ekilenler, elbet biçilir.
"Akıl" hırsı dize getirir;
"Yaşayan Ölüler" belki dirilir.
"Yaşayan Ölüler" belki imana gelir...

05-07.02.2013 ALİ YILDIZ

SÖZÜM SAZ' A

EN İYİ ÖĞRETMENDİR HAYAT,
ÖĞRETİR SINIRLARI ZORLAYARAK.
ARA SIRA DÖN DE ARDINA BİR BAK!
YARINLAR, BU GÜNÜ SORGULAYACAK.

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ?
SENDEN ÖNCEKİLER DE DENENMİŞTİ!
ARTIK SÖZ BİTTİ, DEVİR DEĞİŞTİ;
TARİHİN AKIŞI, KAYITLARA GEÇTİ...

SANMAKİ BU DEVİR BİTMEZ,
ORTAM VE ŞARTLAR DEĞİŞMEZ!
GÖZÜN KARNI YOK 'DOYDUM' DEMEZ,
TARİHİN HÜKMÜ KESİNDİR, DEĞİŞMEZ, DEĞİŞTİRİLEMEZ.

ALİ DER Kİ : " 'SÖZÜM SAZA' ,
'SAZIM' DUYGULARIMI ANLATSA;
'DUYGULAR' TANIKTIR ZAMANA,
'ZAMAN' SAHNE OLUR HAYAT TİYATROSUNA..."

ALİ YILDIZ / 08.01.2013 — ALİ YILDIZ ŞİİRLERİ'de.

Zonguldak’ta Zaman Akarken…
Zaman akıp gidiyor, nehir misali…
Tutabilene helal olsun.
Bilirim tekrarı yok şu anın,
Ama yarınlara benden bir eser kalsın.
O eser Zonguldak’ı ve beni anlatsın…

Bir yudum su içemeden avuçlarından,
Alıştırdılar gülüm acılara.
Alıştırdılar yokluk ve yoksulluklara…
Yıllar sonra… Kemale ermiş olmalı ki başım,
Bir başka gözle bakar oldum hayata,
Bir başka gözle bakar oldum yarınlara…
                                                                                    
Şimdi, neden ve niçinlerin önemi yok!
Kendimi gözler oldum aynada!
Şartlanmışız adeta…
Elimize tutuşturmuşlar delik bir kova,
Doldurmaya çalışıyoruz umutları,
Doldurmaya çalışıyoruz yarınları
Ve… Yitik zamanları!

Oysa sönmüyor yangınlarım,
Dinmiyor gözyaşım.
Yudum-yudum seni içmek,
Gözlerinde kaybolmak,
Birlikte geleceğe koşmak,
Umutsuzluğa umut,
Çözümsüzlüğe çözüm,
Derde derman olmak istiyorum.
İstiyorum ama… Olmuyor be gülüm olmuyor!
Yüreğimde öksüz bir çocuk ağlıyor…

Hatıralarla avunmadan,
Şu anı ve mutluluğu yaşamak,
Kalbinde ölümsüzleşmek,
Seninle yaşlanmak istiyorum.
İstiyorum ama… Olmuyor be gülüm olmuyor!
Yüreğimde öksüz bir çocuk ağlıyor…

Peki, sen ne dersin?
Hayattan çok şey mi istiyorum?
Bana sorarsan,
—Pek sanmıyorum.

Geri dönülmez yolların,
Çıkmaz sokağında değilim.
Yok olan umutların,
Ekilmez-biçilmez toprağında hiç değilim.

Eyyy dost,
Kul’a kulluk etmeden,
İnsan gibi İnsanca,
Sömürüsüz bir dünyada yaşamak,
Senin de hakkın…

Bu günden “selam olsun” yarınlara,
Gecelerin karanlığına “Elveda”
Bilmiyorsunuz a dostlar,
Bir dünya var aklımda;
Oysaki o dünya,
Benden çok ama çoook uzaklarda!
         
Gülsem mi, ağlasam mı?
Hem ağlasam, hem de gülsem mi?
Çoktaaan kaybetmişim kendimi!
Sen ara ve bul beni,
Sen ara ve sev beni!

Elimize tutuşturmuşlar delik bir kova,
Doldurmaya çalışıyoruz umutları!
Umutlar karın doyurmuyor,
Şimdi ve şu anı yaşamalı.
Şimdi ve şu ana doymalı.
Şimdi ve şu anda mutlu olmalı, yaşlanmalı…                                 
ALİ YILDIZ 03 / 01 / 2006

https://fbcdn-profile-a.akamaihd.net/hprofile-ak-prn1/572238_1834693173_1133167021_q.jpg
Durum Güncellemesi
Ekleyen: Ali Yıldız

BEN “ADAM OLMAM, OLAMAM Kİ” ANA (2)

SENİN NİNNİLERİN “KIBLEMDİR” ANA. /
BEN Kİ “KULA KULLUK, UŞAKLIK” ETMEDİM, /
YETİMİN HAKKINI DA YEMEDİM. /
İYİ BİLİRSİN “SEZAR’IN HAKKINI, SEZAR’A” VERDİM. /
BEN Kİ “SALTANAT KOLTUKLARINDA” ZALİMLEŞMEDİM, /
KUL BİLMEZSE, ALLAH BİLİYOR BE ANA. /

“ADAMLIĞI” PAZARA ÇIKARAN “ADAMCIKLAR”… /
“AT İZİNE” İT İZİNİ KARIŞTIRIYOR! /
“ASLANI” KEDİYE BOĞDURUYOR! /
AYAKLARI “BAŞ” BAŞLARI “AYAK” YAPIYOR! /
ÜSTELİK “ŞEYTANA” MÜREKKEP YALATIYORLARSA… /
BEN “HİÇ BİR BALTAYA SAP OLAMAM” BE ANA! /
“SAP DEĞİL, BALTA OLMAYI ÖĞRETMEDİN Mİ” SEN BANA? /

“YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN /
YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” DEMİŞ, MEVLANA. /
“YÜZSÜZLERİ” SANA ANLATACAĞIM AMA /
“MASKELİ BALO” NEDİR (?) SEN BİLMEZSİNKİ BE ANA. /

SENİN “HELALLİĞİN” HAK YOLUYSA, /
 
SENİN “CENNETİN” BENİM CENNETİM OLMUŞSA, /
VARSIN “ADAMCIKLARIN CENNETİNDEN” KOVULAYIM. /
VARSIN “ZİNDANLARINDA” GÜNEŞE HASRET KALAYIM. /
İSTERSEN “EMZİRDİĞİN SÜTÜ” DE HELAL ETME BANA! /
AMA BEN “ADAM OLMAM, OLAMAM Kİ” BE ANA… /

MİRAS
ÇIPLAK AYAKLA YÜRÜYORUZ DİKENLİ YOLLARDA!
BEDEN ACILARINI UNUTMUŞUZ (!) GÖĞSÜMÜZDEKİ UMUTLARLA...
AKIL, DUYGULARA REHBER OLMAYINCA;
ÜÇ'ÜN BİR'İ KALMIŞ ELDE-AVUÇTA!

EYYY OĞUL, TARİHİNİ UNUTMA-UNUTTURMA;
SAHİP ÇIK ATANA, HALKINA, VATANINA...
ONLAR Kİ ÖLÜME KOŞTULAR "TAM BAĞIMSIZLIK" UĞRUNA,
SENİN MİRASIN NEDİR BU GÜNE, YARINA?

KANLA YAZILIR DESTANLAR, UNUTMA.
BİR MUM DA SEN YAK, ÇIKAMAK İÇİN AYDINLIĞA;
DÜN'DEN BAKARSAN BU GÜNE VE YARINA,
KENDİNİ BULURSUN DOĞUDA, BATIDA...

A.Y. 16.08.2012

KUMSALDAKİ AYAK İZLERİ…
Kırk bir kalp,
Yaşanmamış yıllar
Ve sırıl-sıklam bir âşık bıraktın ardında!
Sen gittin ya
Sakın kurtuldum sanma!
Meğer senden daha çok sevmişim seni.

Yıllar yorgun,
Anılar suskun,
Her mevsim sonbahar şimdi!

Ağlama, kıyamam sana.
Eğer ağlayacaksan “gururuna” ağla!
Belki yıllar, seni bağışlar amma
Affeder miyim (?) bir kez olsun sor bana!
Bir kez olsun sor bana...

Yüreğimin dili,
Tercüman olsun bu satırlara;
Gözyaşlarım kurudu  hatıralarda ,,,                    

"İki yabancı" da olduk yıllar sonra!                                                                                                                                  
 Hani senin o son bakışın var ya 
Başka söze gerek yok!
O bakış her şeyi anlattı bana!

(04.09.2012 Kapuz Caddesi)

ALİ YILDIZ

YABANCI HAYATLAR...

SEN İSTİYORSUN DİYE,
GÜNEŞ DOĞMUYOR.
SEN İSTİYORSUN DİYE,
DÜNYA DÖNMÜYOR.

YILLARIN ÖZLEMİ, ACILARI VAR;
YILLARIN UMUDU, YALNIZLIĞI VAR.
YAŞANMAMIŞ YILLAR VE PİŞMANLIKLAR...
SÖNMÜŞ BİR AŞKIN ''KÜLLERİ'' VAR!

AŞK KONULU BU ROMANIN
OKUNMAMIŞ SAYFALARINDA,
DALINDAN KOPARILMIŞ BİR GÜL...
VE... SEVGİLİNİN İHANETİ VAR!

HER İNSAN SEVMEK, SEVİLMEK İSTER;
HER SEVEN VE SEVİLEN MUTLU OLMAK İSTER.
KENDİ ELLERİMİZLE YAZIYORSAK BU ROMANI!
YAŞADIĞIMIZ BU HAYAT, KİMİN HAYATI?
YAŞADIĞIMIZ BU HAYAT, KİMİN HAYATI?
ALİ YILDIZ

HELALLİK 2

YÜREĞİMDE SAKLARIM SENİ,
BİR İNCİ TANESİ GİBİ.
HER GÜN BATIMI HÜZÜN VERİR,
YUDUM-YUDUM İÇERKEN HASRETİ...

SÖZ VERMİŞTİN YA YILLAR ÖNCE,
''BİZ AYRILMAYACAĞIZ'' DİYE,
ŞİMDİ MUTLU MUSUN SÖYLE?
YOKLUĞUNA ALIŞTIM SAYENDE!

KENDİMDEN ÇOK SEVERKEN SENİ,
GİDERKEN ALDIN HER ŞEYİMİ!
''HELALLİK'' İSTİYORSAN BENDEN!
YILLARA SOR KENDİNİ...


İKİ DAMLA GÖZYAŞI

'HİSLER' AŞKIN İLKBAHARI,
FİLİZLENDİRİR DUYGULARI...
'AYRILIK' SEVENLERİN SONBAHARI,
YAPRAK-YAPRAK KURUTUR ANILARI.
YAPRAK-YAPRAK SONLANDIRIR AŞKI...

GÖNÜLDEN SÜZÜLEN İKİ DAMLA GÖZYAŞI,
CENNET BAHÇENDE SEL OLUP ÇAĞLIYORSA;
ALMA SEVENİN AHINI-VAHINI,
SENİN SARAYIN ZULÜM SANATI!
SENİN SARAYIN AHLAR-VAHLAR SARAYI!

'NEDENLER' HAKLI OLMADIKÇA,
'AYRILIK' ACITIR İNSANI...
'PİŞMANLIK' VİCDANIN İSYANI,
MAHKUM EDER RUHLARI.
MAHKUM EDER HAYATLARI...

GÖZLERDEN SÜZÜLEN İKİ DAMLA GÖZYAŞI,
AĞLATIR BULUTLARI.
BULUTLAR YAĞMUR OLALI,
BENİM KADAR AĞLAMADI.
SEVENLER KADAR AĞLAMADI...

GÖNÜLDEN SÜZÜLEN İKİ DAMLA GÖZYAŞI,
CENNET BAHÇENDE SEL OLUP ÇAĞLIYORSA;
ALMA SEVENİN AHINI-VAHINI,
SENİN SARAYIN ZULÜM SANATI!
SENİN SARAYIN AHLAR-VAHLAR SARAYI!

31 Ekim 2012 Çarşamba


DEVLET SANATI’NIN DOKUDUĞU KUMAŞ

Merkez İlçe Beldelerinden Kozlu ve Kilimli’nin İlçe olması gündemde. Zonguldak’a getireceği artıları tartışırken, eski TBMM Başkanı ve Zonguldak Mv. Köksal TOPTAN, Kurban Bayramı konuşmasında Bartın ve Zonguldak halkına çağrı yaparak “Anlaşma ve Dostlukla” bir arada olmayı, birleşmeyi, Büyük Şehir olma düşüncesini önerdi.  
Bu düşünce tabii ki yeni değil. Çok uzun yıllardır tartışılıyor. Ama şu anda ortam ve şartlar çok uygun. Çünkü bazı iller Büyük Şehir yapılacak. Yıllardır, birçok Makalemde de değindiğim gibi benim “Eski Zonguldak” dediğim, Zonguldak-Bartın-Karabük kısa vadeli siyasal çıkarlar neticesinde üç ayrı şehre bölündü! Yıllardır, bu bölünmenin neden ve sonuçlarını, kayıplarımızı yazılarımıza yansıtarak da tartışmıştık…
***
1980’li yıllardaki yerel yönetimlerde yapılan değişiklikle birçok il “Büyük Şehir” yapılmıştı. Ocak 2012’den beri İçişleri Bakanlığındaki komisyonlarda, nüfus oranlarına göre bazı illerin Büyük şehir, bazı Beldelerin İlçe olma çalışmaları bütün hızıyla devam ediyor. Devlet katında bu gelişmeler yaşanırken; Kozlu ve Kilimli’nin henüz İlçe olması gündemde değilken “Dostlar Meclisinde” neden “Eski Zonguldak Ruhu” oluşturulmuyor, neden Zonguldak Büyük Şehir statüsüne alınmıyor (?) türünden kendi aramızda tartışmalar yapıyorduk. Hatta bir düşünceye göre, eğer Eski Zonguldak Büyük Şehir olursa, Merkez eskisi gibi Zonguldak olmaz, “siyasi nüfusu nedeniyle” olsa olsa Karabük Merkez olur fikri benimsenmişti. Diğer bir düşüncenin soru çengeli zihinlerimize takılıp kaldı: “Neden bölündük ki şimdi birleşmek istiyoruz? Asıl tartışılması, sonuçlar çıkarılması gereken konu da bu olmalıdır.
Evet, dostlar, geçmişte ne yaşandıysa yaşandı. Bunu bir kenara not edip, ileriki süreçlerde tartışmaya kaldığımız yerden devam ederiz. Eğer gelinen noktada “Geleceği Yaratmak İstiyorsak” Bartın ve Zonguldak aynı çanakta-havzada olması ve aynı ortak coğrafi-ekonomik-kültürel ve sosyal hayatı paylaşması nedeniyle “Büyük Şehir” olma tercihine hepimiz katkı ve destek vermeliyiz. Bu konuda bir bilinç oluşturmak, desteklemek için siyasi kaygı ve çıkarları, bireysel düşünce ve tartışmaları bir kenara bırakmak gerek. Çünkü bu tartışmaları “Zaman-Zemin ilişkisi” olanaksızlaştırıyor. Ötekileştirmeden, Bartın ve Zonguldak halkına büyük sorumluluk ve görevler düşüyor. Büyük düşünmek gerekiyor...
Ortak Akılla hep birlikte düşünelim:
Şu anki Zonguldak ve Bartın daha fazla büyür, gelişir, yatırım alabilir mi? Filyos Vadi Projesi ve Bartın Çayı Projesi gerçekleşebilir mi? Bu iki projeyle bağlantılı olarak sanayi daha fazla gelişir-çeşitlenir, turizm, kültür ve sanatsal faaliyetler ile sosyal donatı alanları artar mı, artmaz mı? Bu sorunun cevabı, bu koşullarda Zonguldak ve Bartın için olumsuzdur dostlar! Zonguldak ve Bartın ayrı-ayrı parçalı yapıda bundan daha fazla büyümez, gelişemez. Bu gerçeği görmek ve kendimizi kandırmamamız gerekir. Kendimizle ve hayallerimizle-ortak gelecekle barışık olmak durumundayız. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” deyişinden hareket eder, yani Zonguldak ve Bartın Büyük Şehir olursa; bir olur, birlik olur, güçlü oluruz. Bir (sinerji) görevdeşlik yaratılmış olur. Bölünme sonrası, Bartın ve Zonguldak halkının geliri, yaşam standartları ve kalitesi mi yükseldi? Gerçekler ortada… Açık ve net.
***
Eski Zonguldak’ın bir şehir planı vardı. O plan kayıp ve halen bulunamıyor! Coğrafyanın alabildiğince zor ve maliyetli yapısı nedeniyle plansız-programsız, çarpık yapılaşma ve günün siyasi ortamına göre gelişi güzel bir kentsizleşme süreci, bizleri bu coğrafyaya ve kente hapsetti. Coğrafya ve çarpık yapılaşma bizleri kentli mi yaptı? Tersine, kent diye mimari estetikten, altyapıdan yoksun; sanayi, sanat ve kültür ile sosyal yaşamın gereksinimlerini karşılamayan, coğrafyanın engebeli dayatmasıyla da “Kent adı altında Açık Cezaevleri-Hapishaneler” inşa ettik! Bu hapishanelerin “Gönüllü Mahkûmları“ olduk!
            Bir olmayınca, birlik olmayınca ne Filyos ve Bartın çaylarında düşünülen büyük endüstriyel projeler hayata geçer, ne de Filyos Endüstriyel Limanı yapılır! Ne Zonguldak, ne de Bartın bundan daha fazla tek başına gelişir, büyür, sanayileşir! Kendimizi kandırmayalım!

Bartın ve Zonguldak olarak, ortak geleceğe zihinsel bir yolculuk yapalım:

Kaybet-Kaybet yerine, Kazan-Kazan ilkesinden hareket ederek, Bartın ve Zonguldak’ı Büyük Şehir yapsak. Bartın-Zonguldak çanağının yerleşime ve kentleşmeye en uygun Bakacakkadı-Perşembe-Filyos bölgesinin bakir alanına Büyük Şehir Merkezini kursak. “Hükümetler değişse dahi” Büyük Şehir Plan-Planı’ndan sapmadan, zemini sağlam olan yamaç ve tepelere konutları yapsak. Derinleştirilmiş-debisi setlerle düşürülmüş Filyos ve Bartın çaylarına denizden gelen gemilerin iç bölgelere kadar yükleme-boşaltma yapacağı, liman hizmetlerinin verileceği orta ve büyük ölçekli sanayi alanları ve sosyal alanlar yapsak. Düzlük alanlara Hastane, Okul, vs. gibi kamu binaları ile Stadyum, Kapalı Spor Salonları, Kent Meydanları, Pazaryerleri, Alışveriş Merkezleri, Tiyatro, Sinema, Sanat sokakları, parklar, oturma ve koşu alanları, eğlence yerleri yapsak; iyimi olur, kötü mü olur?
 Şu anda, Demiryolu ağımız var mı? VAR. Karayolumuz var mı? VAR. Hava Alanımız var mı? VAR. Deniz ve Limanlarımız var mı? VAR. Eeee… Ne duruyoruz? Bunları geliştirelim, yarının ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenleyelim öyleyse. Ama mevcut durumda bunu yapmak çok zor! Sanayi-endüstri-tarım-turizm-spor-sanat ve kültür alanlarında atılım yapmak için ekonomik kaynak şart. Bunun da çözümü “Büyük Şehir” olmak. Yoksa olduğumuz yerde saymaya devam ederiz. Şimdi “Büyük Şehir” olmak için iklim gayet uygun. Peki öyleyse kimi, neyi, neden, niçin bekliyoruz? 10–20–40 yıl sonraki kuşaklara neyi miras bırakacağız? Bartın ve Zonguldak birleşip “Büyük Şehir” olmayınca, devlet için olduğu kadar, şehir ve kişiler için de işlerin yolunda gitmesine olanak yoktur. Eldeki “Devlet Sanatı’nın dokuduğu kumaştan” Bartın ve Zonguldak’a elbise yok! Ama “Büyük Şehir” olursak var. Aksini ispat eden beri gelsin.

ALİ YILDIZ

16 Mart 2012 Cuma


BEN “ADAM OLMAM, OLAMAM Kİ” ANA! (2)

SENİN NİNNİLERİN “KIBLEMDİR” ANA. /
BEN Kİ “KULA KULLUK, UŞAKLIK” ETMEDİM, /
YETİMİN HAKKINI DA YEMEDİM. /
İYİ BİLİRSİN “SEZAR’IN HAKKINI, SEZAR’A” VERDİM. /
BEN Kİ “SALTANAT KOLTUKLARINDA” ZALİMLEŞMEDİM, /
KUL BİLMEZSE, ALLAH BİLİYOR BE ANA. /

“ADAMLIĞI” PAZARA ÇIKARAN “ADAMCIKLAR”… /
“AT İZİNE” İT İZİNİ KARIŞTIRIYOR! /
“ASLANI” KEDİYE BOĞDURUYOR! /
AYAKLARI “BAŞ” BAŞLARI “AYAK” YAPIYOR! /
ÜSTELİK “ŞEYTANA” MÜREKKEP YALATIYORLARSA… /
 BEN “HİÇ BİR BALTAYA SAP OLAMAM” BE ANA! /
“SAP DEĞİL, BALTA OLMAYI ÖĞRETMEDİN Mİ” SEN BANA? /

“YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN /
YA DA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” DEMİŞ, MEVLANA. /
“YÜZSÜZLERİ” SANA ANLATACAĞIM AMA /
“MASKELİ BALO” NEDİR (?) SEN BİLMEZSİNKİ BE ANA. /

SENİN “HELALLİĞİN” HAK YOLUYSA, /
SENİN “CENNETİN” BENİM CENNETİM OLMUŞSA, /
VARSIN “ADAMCIKLARIN CENNETİNDEN” KOVULAYIM. /
VARSIN “ZİNDANLARINDA” GÜNEŞE HASRET KALAYIM. /
İSTERSEN “EMZİRDİĞİN SÜTÜ” DE HELAL ETME BANA! /
AMA BEN “ADAM OLMAM, OLAMAM Kİ” BE ANA… /

16 MART 2012

8 Mart 2010 Pazartesi

Gazeteci, kime denir?

Son yılların, hatta son günlerin hararetli tartışma konularından biri de gazeteciliktir. Kimin "GAZETECİ", kimin gazeteci olmadığı, sınandığı bir sürecin içinden geçiyoruz. Herkes kendine göre "gazeteci tanımı" geliştirmiş durumda!
Kim gazeteci, kim değil (?), sorusunu sorguladığımda, çoğu zaman benim dahi kafam karışıyor. Herkes görmek istediği, işine geldiği pencereden bakıyor.
Gazetecilik mesleğinin eğitimini almış olanlar mı gazeteci?
Sigortası ödenen mi, ücret alan mı, yoksa... mesleki ilkelere özen gösterip, bu işi yapan mı, gazetecidir? Yoksa gazetenin resmi künyesindekiler mi gazetecidir?

Bana göre GAZETECİ:
Haksızlıklar karşısında susmayan, tepki veren gazetecidir.
Farklı düşünenlere söz hakkı veren, gazetecidir.
Uzlaşma zemini ve kültürü oluşturan, gazetecidir.
Güncel olayları evrensel ilkelerle bağdaştıran, yorumlayan gazetecidir.
Hoşgörü ve alçak gönüllülüğü paylaşan, gazetecidir.
Dinleyen, kendi fikrini empoze etmeyen ve gerçekleri tüm çıplaklığı ile katıksız olarak kamuoyuna aktaran gazetecidir.

Eğer, insanların beyinlerine ve kalplerine ulaşıyorsanız, GAZETECİLİK yapıyorsunuz demektir. Kim ne derse desin, gerisi TEFERRUAT'tır

ALİ YILDIZ,
ZONGULDAK GAZETECİLER CEMİYETİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI

konu: Facebook | Gruplar (Google Sidewiki'de görüntüle)